Kategorilenmemiş | Performans ve Proje Ödevleri

Kategori: Kategorilenmemiş

Alan Seçimi

ÖSYM, 1999 yılından itibaren yeni bir uygulama başlatmıştır. Üniversiteye girişte, lisede öğrenim gördüğü alana uygun tercih yapan öğrenciler, “Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları” farklı katsayılarla çarpılarak ödüllendirilmiştir.

2002 yılında yapılan yeni bir değişiklikle “Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanının” etkisi % 3 artırılarak % 17,5′den % 21′e çıkartılmıştır.

Bu uygulamayla birlikte, meslek liselerinde okuyan öğrencileri kendi alanlarında tercih yapmaya özendirmek için ek puan uygulaması başlatılmıştır.

Böylece liselerde okuyan öğrencilerin seçtikleri alanda, meslek lisesi öğrencilerinin de seçtikleri bölümde öğrenim görmeleri sağlanacaktır.

Üniversiteye girişte herhangi bir katkısı olmadığı düşüncesiyle öğrenciler bugüne kadar alan seçimine önem vermiyorlardı. Yeni uygulama ile öğrencilerin, velilerin, rehber öğretmenlerin alan seçimine önem vermeleri sağlanmış ve okul dersleri üniversiteye girişte daha etkili hale getirilmiştir.

 

 

1. Alan Seçimi Ne Zaman Yapılır?

Liselerde sınıf geçme yönetmeliğine göre; alan seçimi 9. sınıfın sonunda yapılır. Ancak bu seçim 9. sınıfın başında planlanmalıdır. Çünkü; bir öğrencinin belirli bir alanı seçebilmesi için o alanın kaynak derslerinin yıl sonu ağırlıklı ortalamasının belirli bir barajın üstünde olması gerekir. O halde bir öğrenci, 9. sınıfın başında seçeceği alanı belirlemeli ve seçeceği alanın kaynak derslerinin notlarını belirtilen barajın üstüne çıkarmaya çalışmalıdır.

9. sınıfın sonundan başlamak üzere yaz boyunca, 10. sınıfın ders yılının başlamasını izleyen bir ay içinde şartlarını taşıdığı bir alanda seçimini yapabilir.

 

2. Alanlar Nasıl Belirlenir?

Alanlar, öğrencinin 9. sınıftaki başarısına ve isteğine, öğrenci velisinin yazılı isteğine bakılarak; ilgili müdür yardımcısının, sınıf öğretmeninin ve rehber öğretmenin görüşüne başvurularak belirlenir.

a) Öğrencinin başarısı:

· Öğrencilerin belirli bir alana yönelebilmesi için 9. sınıf sonunda o alana kaynaklık eden derslerin ortalaması 3.00 ve daha yukarı olması gerekir.

· Eğer öğrenci hiçbir alan için bu şartları taşımıyorsa en yüksek ortalamaya sahip olduğu alana yönlendirilir.

· Öğrenciler şartlarını taşıdıkları birden fazla alandan herhangi birini tercih edebilirler.

· Öğrenci eğer şartlarını taşımadığı bir alanı arzu ediyorsa kendi ortalamasının, seçtiği alanı tercih eden en düşük not ortalamalı öğrenciden yüksek olması yeterli kabul edilir.

 

b) idare, öğretmen, öğrenci ve velinin görüşü:

Okulda, müdür yardımcısı nezaretinde sınıf öğretmeni ve rehber öğretmenin yardımı ile öğrenci ve velinin görüşü alınarak, alan seçimine birlikte karar verilir. Bu karar için öğrencinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu şartları taşıması gerekir.

 

3. Alan İçin Not Yükseltme

Bir öğrenci, istediği alana ait şartları taşımıyorsa; alana kaynaklık eden derslerin ortalaması 2.5′ten az ise, en fazla 3 dersten ortalama yükseltme sınavına girebilir. Ortalama yükseltme sınavına girilecek dersler, veli ve sınıf öğretmeni ile birlikte belirlenip velinin yazılı isteğiyle yürürlüğe girer.

 

4. Alan Değiştirme

· 10 uncu sınıf sonunda bir üst sınıfa geçebilecek öğrenciler, ders kesiminden itibaren yeni ders yılının ilk bir ayı içinde not şartı aranmaksızın alanını değiştirebilir.

· Ancak alanını değiştiren öğrenci, yöneldiği yeni alana ait alt sınıfın görmediği alan dersleri ile gördüğü hâlde haftalık ders saati sayısı farkı bir ders saatinden fazla olan alan derslerinden sorumlu tutulur ve bu derslerden alan değişikliğini takip eden ilk ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavları döneminde sınava alınır.

· Öğrenci, yeni alanında okutulmayan önceki alanına ait sorumlu olduğu alan derslerinden muaf tutulur.

· Ancak sorumlu olduğu seçmeli derslerin sorumluluğu devam eder.

 

5. Alana Yönelmeye Kaynaklık Eden Dersler

 

ALANLAR

KAYNAK DERSLERİ

Fen Bilimleri

Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik

Sosyal Bilimler

Türk Dili ve Edebiyatı, Tarih, Coğrafya

Türkçe-Matematik

Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik

Yabancı Dil

Türk Dili ve Edebiyatı, Yabancı Dil

Sanat ve Spor

Şartları uygun olan okullarda açılır.

6. Derslerin Seçimi

· Ders yılı sonunda okulun bina ve imkanları, öğretmen durumu dikkate alınarak açılabilecek alan/bölüm ve seçmeli derslerin tümü idarece ilan edilir.

· Ders bitiminden 10 gün önce, bitimden sonra 10 gün, toplam 20 gün içinde ilan edilen dersler arasından seçim yapılır.

· Seçimde sınıf öğretmeni, veli ve öğrenci birlikte karar verirler.

· Veli, isteğini yazılı olarak okul müdürlüğüne bildirir.

· Ders seçiminde, sınıf öğretmeni, öğrenci gelişim dosyasındaki bilgilere bakarak öğrencinin geçmiş yıllardaki başarısını dikkate alır.

 

 

Alan Seçiminin Üniversiteye Girişteki Önemi

 

· Eğer öğrenciler alan seçimini doğru yapmazlarsa 25 ile 50 arasında değişen bir puan kaybına uğrayacaklardır. Bu, ortalama binlerce kişinin gerisinde kalma anlamına gelir.

· Öğrencilerin, 9. sınıf sonunda bu kılavuzdaki bilgilere bakarak alan seçimini yapmaları gerekir.

· Alan seçimi, bir anlamda hayat boyu sürdürülecek mesleğin seçimi anlamına gelmektedir.

· Öğrenciler kendi alanı dışındaki okulları da kazanabilirler, ancak bunun çok zor olduğu herkesçe bilinmelidir.

· Seçilen alana uygun tercih yapılması halinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı 0,8 katsayısı ile, alandan farklı tercih yapıldığında ise 0.3 ile çarpılacaktır.

· Meslek lisesi öğrencilerinin alanıyla ilgili tercih yapmaları halinde bu katsayı (0,8+0,24) = 1,04 olacaktır.

· Meslek lisesi öğrencileri alan seçimini doğru yapmazlarsa 37 ile 74 puan arasında değişen bir puan kaybına uğrayabilirler.

· AOBP’nin 100 ile 50 arasında değiştiği düşünülürse puan farkının 25-50 puan arasında değişme göstereceği gerçektir.

Eski öçü aletleri :
• Arpa
• Bakray
• Batman
• Buğday
• Çeki
• Denk
• Dirhem
• Dirhemi şer’i
• Dünük
• Fitil
• Habbe
• Hardal Tanesi
• Kantar
• Kırat
• Kıyye
• Kıtmir
• Ludre
• Misgal (Miskal)
• Nakir
• Okka
• Pirinç
• Tonilato
• Zerre

Osmanlılarda Eski Uzunluk Ölçü Birimleri
Uzunluk Ölçü Birimleri
Osmanlı İmparatorluğu zamanında 75,8 cm’lik zirai mimari (veya sadece zirai), 68 cm uzunluğundaki çarşı arşını vardı. Daha sonra ipekli fiyatlarının artması dolayısı ile fiyatı yükseltme yerine ölçü birimi kısaltılarak 65 cm’lik Fars kökenli endaze birimi kullanıldı. III. Selim abanoz ağacından bir prototip olarak 1 zirai mimari yaptırdı. Bunun bir tarafı 24 parmağa ve her parmak 10 hat’ta bölündü. Böylelikle bu bölümle basımevinde kullanılan punto büyüklükleri de alınabilecekti. Diğer tarafı sadece 20 eşit parçaya bölündü. Zirai mimari, arşın ve endaze ölçü birimlerinin ast ve üst katları aşağıda gösterilmiştir.
1 zirai mimari = zirai = mimari arşını = 2 ayak (kadem) = 0,75774 m = 24 parmak = 288 hat = 3456 nokta
(yol, sokak uzunluğu, bina yüksekliği vb. için)
• 1 parmak = 12 hat = 0,03157 m
• 1 hat = 12 nokta = 0,00263 m
• 1 nokta = 0,00022 m
• 1 kulaç = 2,5 zirai =1,895 m (ip boyu, su derinliği, kuyu derinliği vb. için)
• 1 kara mili = 2500 zirai = 1895 m (kara yolculuğundaki mesafeler için)
• 1 fersah = 3 mil = 7500 zirai = 5685 m
• 1 berid (menzil) = 4 fersah = 12 mil = 30900 arşın = 22740 m
• 1 merhale = 2 berid = 45480 m
• 1 çarşı arşını = 8 rubu (urup) = 0,680 m (kumaş için)
• 1 rubu = 2 kirah = 0,085 m
• 1 kirah = 0,0425 m
• 1 endaze = 8 rubu (urup) = 0,650 m (artan ipekli fiyatlarına karşılık konulan ölçü birimi)
Uzunluk ölçü birimlerinde ters dönüşümler:
• 1 m = 1,319261 zirai = 1 zirai + 7 parmak + 7 hat + 10,8 nokta = 31,656 parmak
• 1 m = 0,5130740 kulaç = 3 ayak + 11,296 hat
• 1 km = 0,5276 mil
• 1 m = 1,470588 arşın = 1 arşın + 3 rubu +1,5 kirah
• 1 m = 1,538462 endaze = 1 endaze + 4 rubu + 0,6 kirah

Eski Alan Ölçü Birimleri
• 1 arşın (zirai) ²= 0,57417 m²= 4 ayak²
• 1 dönüm (yeni) = 2500 m²
• 1 dönüm (büyük) = 2720 m²
• 1 dönüm (atik) = 4 evlek = 1600 zirai² = 918,672 m² (bir kenarı 40 arşın (zirai) olan kare)
• 1 atik evlek = 400 arşın²= 229,668 m²
• 1 yeni evlek = 100 m²
• 1 cerip = 3600 zirai²= 2067,012 m²
• 1 ayak² = 144 parmak²= 0,14354 m²
• 1 parmak² = 144 hat²= 0,00099751 m²
• 1 hat² = 144 nokta²= 0,000006927 m²
• 1 çarşı arşın² = 0,46240 m²
• 1 urup² = 0,007225 m²
• 1 kirah² = 0,0018062 m²
• 1 endaze² = 0,422500 m²
• 1 urup² = 0,0066015 m²
• 1 kirah² = 0,0016504 m²
Alan Ölçü Birimlerinde Ters Dönüşümler
• 1 m² = 1,740450 zirai²= 1 zirai²+ 426 parmak² + 71,89 hat²
• 1 m² = 2,162629 çarşı arşın² + 2 arşın² + 10 rubu² + 1,63 kirah²
• 1 m² = 2,366887 endaze² + 2 endaze² + 23 rubu² + 1,9 kirah²
• 1 ar = 0,1087781 dönüm = 174 zirai² + 25 parmak² + 133,24 hat²
Eski Ağırlık Ölçü Birimleri
Ağırlık ölçü birimi de uzunluk ölçü birimi gibi farklılıklar gösteriyordu. Şimdi kullanılan ağırlık birimi kilogram olup 0 derecede bir desimetreküp suyun ağırlığı olarak tanımlanmış ve Uluslararası Ölçü ve Ağırlık Birliğinden Türkiye’ye bir örnek verilmiştir.
1874 yılı iridyumlu platin alaşımından 1928/29 da yapılmış olan 42 nolu Türkiye milli kilogram prototipinin kullanılmasında gösterilen dikkatsizlik ve özensizlikten dolayı bozulduğunun anlaşılması üzerine 1953 yılında yapılan 54 numaralı prototipi ile değiştirilmiştir.
• 1 okka (kıyye) = 400 dirhem = 1282,945 gr (1280 gr)
• 6 kıyye = 1 batman = 7,544 kg
• 44 kıyye = 1 kantar = 100 ludre = 56,320 kg
• 4 kantar = 1 çeki = 176 kıyye = 225,798 kg
• 1 kg = 312,5 dirhem = 0,781257 kıyye (okka)
• 1 kg = 0 okka + 311 dirhem + 12,5225 kırat
• 1 tonilato = 1000 kg = 4 çeki + 1 kantar + 37,4 okka
• 1 tonilato = 17 kantar + 31 okka + 183 dirhem
• 1,5 dirhem = 1 miskal = 4,8 gr
• 1 dirhem = 4 dünük = 3,2 gr
• 1 dünük = 4 kırat
• 1 kırat = 4 bakray = 1/24 misgal
• 1 bakray = 4 fitil
• 1 fitil = 2 nekir
• 1 nekir = 2 kıtmir
• 1 kıtmir = 2 zerre

Kullanıldığı yere göre değişen alan ölçü birimleri
Afyon
1 dönüm 2000,00 m² İzmir
1 satraç 0,57417 m²
Ankara
1 mucur 32,3544 m² Karapınar 1 çiftçi dönümü 2500,00 m²
1 şinik 129,1883 m² 1 yeni dönüm 2025,00 m²
1 yarım 516,753 m² 1 hükümetdönümü 1000,00 m²
Aydın
1 satraç 0,57417 m² K.Maraş
1 çiftlik 3000,00 m²
Arhavi
1 kıye 150,00 m² Kelkit 1 kile 918,672 m²
Bursa
1 muzur 4643,36 m² Niksar 1/2 tenekebuğday 1300,00 m²
Çumra 1 dönüm 2500,00 m² Reşadiye
1 kil 2067,75 m²
1 havayi 17 litre 1 kot 459,00 m²
Elazığ
1 kot 57,417 m² 1 evlek 229,75 m²
1 ölçek=4 kot 229,668 m² Samsun
1 kil 918,672 m²
1 urub (rubu) 918,672 m² Çarşamba
1 kesim 2765,0 m²
1 kil 3674,688 m² 1 kesim 2025,0 m²
Eskişehir
1 araba ot 4-6 dönüm Terme
1 kesim 3600,00 m²
Erzurum
1 batman 459,336 m² Alaçam 1 kabak 8000,00 m²
Ermenek
1 kutu 4,5-5 kg Sivas
1 ölçek 918,672 m²
Gaziantep
1 kile 160-170 kg 1 evlek 229,668 m²
1 timin 1/8 kile 1 kile 12861,408 m²
Giresun
1 kod 1500,00 m² Tokat
1 rublağ 1837,344 m²
1 kıye 2500,00 m² Trabzon
1 kot 1200,00 m²
1 karış 20 cm² Ş.Urfa
1 timin 1837,344 m²
Hadim 1 mandal 30-40 m² 1 kile 14698,752 m²
1 evlek 250,00 m² 1 ölçek 918,672 m²
1 dönüm 1435,4247 m² Yozgat
1 kile 918,672 m²
İstanbul 1 kile 1837,344 m² 1 çerik 150,00 m²
1 müd 36746,88 m²

UZAY NEDİR?

Uzay çok eski dönemlerden beri insanların büyük ilgisini çekmiş, sonu olup olmadığı; varsa, sınırlarının nereye kadar uzandığı bilginleri ve felsefecileri yakından ilgilendirmiştir.Uzay evrende Dünya dışında kalan parçadır. Uzayda yer alan gökcisimlerinin incelenmesi, bunların hareketlerinin diğer gökcisimlerinin davranışlarına yaygınlaştırılması, uzay hakkında çok az da olsa kimi fikirlerin ortaya atılmasını sağladı. Çağlar geçtikçe insanların daha güçlü teleskoplarla uzayı incelemesi uzay hakkındaki bilgileri artırdı. Uçan cisimlerin ortaya çıkmasıyla Dünya’yı çevreleyen yakın uzay hakkındaki bilgiler, daha da artmaya başladı. Nihayet, güçlü füzeler, yapma uydular, Ay’a insanlı ya da insansız araçlar gönderilmesi, Güneş Sistemi içinde yolculuk yapacak yapma uyduların geliştirilmesi, çok güçlü radyoteleskoplarla uzayın derinliklerinin araştırılması, 20. yüzyılın ikinci yarısında insanlığın uzay hakkındaki bilgilerini önemli ölçüde genişletti. Bu arada teorik fizik ve astronomi konusunda devrim yapacak görüşler ortaya atan Einstein gibi bilginlerin uzay konusunda ortaya attıkları pek çok kuram, gözlemcilerin uzay üzerine verdikleri bulguların mantıklı bir şekilde açıklanmasını sağladı. Uzay konusundaki ilk sağlam bilgiler, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında, özellikle kuzey ülkelerinde kurulan gözlemevleri sayesinde alındı. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Palomar Gözlemevi, Dünya’da mevcut gözlemevlerinin en büyüğüdür. Buradaki aynalı teleskopun çapı 5 m., yüksekliği 40 m.dir. Bu gözlemevlerinde uzaydaki gökcisimlerinin kütlesi, hacmi, ışığının şiddeti vb. incelenmektedir. Uygulamalı fiziğin geliştirdiği tayf (spektrum) analizi, uzaydan gelen ışıklardan, cisimlerin hangi elementlerden oluştuğunu göstermektedir. 1932′de K. G. Jansky adındaki bir mühendisin rastlantı sonucu bulduğu uzaydan gelen radyo yayınları, daha sonraki yıllarda radyoteleskopların doğmasına ve uzayın derinliklerinin dinlenmesine, bu radyo yayınlarının kaynaklarının ve nedenlerinin bulunmasına yol açtı. II. Dünya Savaşı sırasında Almanların geliştirdiği V-1 ve V-2 füzeleri daha sonraki yıllarda uzayın keşfi için yapılacak çalışmalarda büyük bir adım oldu. 1947-1956 yılları arasında özellikle ABD, uzay çalışmalarına büyük hız verdi. Yapılan uzay uçuşu denemelerinin hiçbiri bir uzay aracını yörüngeye oturtmayı başaramadı. Bu arada SSCB, 1957 yılında üç kademeli Vostok füzeleri ile “Sputnik” adındaki ilk yapma uyduyu Dünya çevresinde yörüngeye oturtarak uzay yarışında öne geçti. Uydulardan elde edilen uzay üzerine bilgiler, canlıların, özellikle insanların uzayda yaşayabilmeleri için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Böylece uzay tıbbı doğdu ve gelişti. Uzayda ilk insan ise 12 Nisan 1961 tarihinde SSCB’nin uzaya gönderdiği Yuri Gagarin oldu. Bu arada, insanların uzay boşluğuna yerleşmelerini sağlamak, uzayı uzaydan izlemek, Dünya üzerinde haberleşme kolaylıkları sağlamak için binlerce uydu yörüngeye yerleştirildi ya da uzayın boşluğuna fırlatıldı. Nihayet 1969 Temmuzu’nda Ay’ın ABD’li astronotlar tarafından fethedilmesi, uzay çalışmalarında en önemi adımlardan biri oldu. Günümüzde uzay yarışı büyük bir hızla sürmektedir.

Galaksiler

 



Galaksiler milyarlarca yıldızdan oluşur. (Şunu unutmayın: Yıldızlar Güneş gibi büyük gök cisimleridir. Örneğin Dünyamız veya Ay birer yıldız değil, sadece gezegendir.) En büyük galaksideki yıldız sayısı yaklaşık 3 trilyondur. Orta büyüklükteki bir galakside yaklaşık 200-300 milyar, küçük bir galakside ise yaklaşık 100 milyar yıldız vardır.

Samanyolu Galaksisi

Samanyolu, Dünyamız’ın içinde bulunduğu galaksinin ismidir. Samanyolu Galaksisi çok büyüktür. Tabii, bütün büyük galaksilerde olduğu gibi Samanyolu’nun da bir galaksi merkezi vardır. Hatırlarsanız, galaksiler bölümünde, galaksi merkezinin ne olduğundan bahsetmiştik. Bu merkezde bulunan yıldızlar daha yaşlı, kırmızı ve sarı olan yıldızlardır. Galaksinin kollarındakiler ise daha çok sıcak, genç mavi yıldızlardır. Ayrıca bu kollarda gaz ve toz bulutları da vardır.

 



Samanyolu Galaksisi’nin içinde Dünyamız’ın bulunduğu yer okla gösteriliyor.

Bu galaksi sarmal şeklindedir, aslında galaksinin şekli “rüzgar gülünün” şeklinin aynısıdır. Yani, merkezinden dışa doğru açılan kolları vardır. Bu kollar dört tanedir. Bunlardan birinin adı “Avcı Kolu”dur. “Güneş Sistemi” denilen gezegenler topluluğu bu kolda bulunur ve bu topluluktaki gezegenlerden biri de Dünyamız’dır.

Yıldızlar

Yıldızlar ve gezegenler, uzaydaki “bulutsu” ismi verilen gaz ve toz yığınlarının bir araya gelip sıkışmalarıyla meydana gelirler. Gök cisimlerinin kaynağı olan bulutsular bu nedenle evrende oldukça önemli bir yere sahiptirler. Bulutsuların yıldızlar gibi kendi ışıkları yoktur. Bu nedenle, onları görmek çok zordur. Ancak, içlerindeki gaz parladığında, yıldızlardan gelen ışığı yansıttıklarında veya ışığın kaynağının önüne geçtiklerinde görünürler.

 


Yıldızları biz uzaktan bakınca beşgen ya da altıgen görürüz. Ama aslında yıldızlar da bizim Güneşimiz gibi küre şeklindedir.

Yıldızlar, çevrelerine ısı, ışık ve enerji verirler. Çok küçük yıldızlar olduğu gibi çok büyük dev yıldızlar da vardır. Bununla beraber çok büyük olduğunu düşündüğümüz Güneş orta büyüklükte bir yıldızdır ve Güneş’ten çok daha büyük yıldızlar vardır.

Peki yıldızların belli bir süre yaşadıklarını biliyor muydunuz? Evet, çocuklar yıldızlar canlı değildirler ama tıpkı canlılar gibi doğar, yaşar ve ölürler.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yıldızlar bulutsularda oluşur ve yaşamaya başlarlar. Dev bir yıldız yaşamının sonuna geldiğinde ise, şiddetli bir patlama ile uzay boşluğuna dağılır. Bu yıldızın dağılan parçalarından da daha küçük yıldızlar ve gezegenler oluşur. Güneş, Güneş Sistemi içindeki gezegenler ve elbette bizim Dünyamız da, çok eski zamanlarda dev bir yıldızın patlaması sonucunda ortaya çıkmıştır.

Güneş Sistemi

Güneş Sistemimiz; Güneş, dokuz gezegen ve bu gezegenlerin altmış bir adet uydusundan meydana gelir. Bu gezegenlerin arasındaki boşlukta birçok kuyruklu yıldız ve göktaşı bulunur. Bütün bu gökcisimlerinin en büyüğü olan Güneş ise, tüm Güneş Sistemi’nin kalbidir.

Güneş Sistemimiz’in bir parçası olan bu dokuz gezegen, hem kendi etraflarında, hem de Güneş’in etrafında sıralanmış bir şekilde sürekli dönerler. Güneş’e en yakın olandan en uzağa doğru gezegenlerin adlarını sayalım; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. Gördüğünüz gibi Dünyamız, Güneş’e yakınlık sıralamasında üçüncüdür.

Güneş Sistemi içinde bulunan her gezegenin farklı özellikleri vardır. Bunlardan kiminin sıcaklığı kurşunu eritecek kadar yüksektir. Kimi ise tamamen buzullarla kaplıdır. Bazı gezegenler tamamen gazdan oluşur. Bazıları ise Ay kadar minik gezegenlerdir.
Güneş

Güneş, Güneş Sistemi’ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamız’ın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.

Ateşten bir topa benzeyen Güneş, yüzeyinden çok büyük bir ısı ve ışık yayar. Eğer, Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi daha önce söylemiştik ya! Dünya’da yaşam yani biz olamazdık.

Gezegenler

Gezegenlerin yıldızların etrafında dönen gökcisimleri olduğundan daha önce bahsetmiştik. Bu bölümde Dünyamız’ın da içinde bulunduğu Güneş Sistemi’ndeki gezegenleri inceleyeceğiz. Güneş Sistemi’ni bir daire olarak düşünürsek Güneş bu dairenin tam ortasında yani merkezindedir.

Dairenin en dışındaki gezegen Plüton’dur. Plüton aynı zamanda, Güneş’e en uzak ve en küçük olan gezegendir.  Bu gezegenin gözlemlenmesi oldukça zordur, Hubble uzay teleskobu bile, ancak bunun yüzeyinde bulunan bazı kaba ayrıntıları ortaya çıkartabilmiştir. Bu küçük gök cismi, oldukça “soğuk”tur. Yaklaşık eksi 238 derece kadar! Kışın karlı havalarda eksi 2-3 dereceye kadar düşen ısı dondurucu bir soğuktur. Plütondaki eksi 238 derecelik ısı ise bizim dayanamadığımız kış günlerindeki soğuğun yaklaşık 100 katıdır. Bu da hayatımızı sona erdirecek derecede bir soğuk demektir. Plüton gezegeni bu kadar soğuk olması nedeniyle dışarıdan bir buz yığını gibi görünür.

Güneş Sistemi’nin merkezine, yani dairenin iç kısmına doğru biraz daha ilerlediğinizde Neptün’le karşılaşırız. Bu gezegen de oldukça “soğuk”tur: Yüzey sıcaklığı eksi 218 derece civarındadır. Gazlardan oluşan atmosferi insan için zehirlidir. Dahası gezegenin yüzeyinde, hızları saatte 2000 kilometreye varan korkunç fırtınalar eser.

Merkeze yani dairenin ortasına doğru biraz daha ilerleyince Uranüs’le karşılaşırız. Uranüs, Güneş Sistemi’ndeki üçüncü büyük gezegendir. Atmosfer sıcaklığı eksi 214 derece civarındadır yani bu gezegen de bizi bir saniyede donduracak kadar soğuktur. Zehirli gazlardan oluşan atmosferi, yaşama kesinlikle uygun değildir.

Güneş’e doğru yolculuğumuza devam edersek Satürn’le karşılaşırız. Güneş Sistemi’nin bu ikinci büyük gezegeni, etrafındaki halkalarla tanınır. Bu halkalar gaz, buz ve kaya parçalarından oluşmaktadır. Bu gezegende ısı yine yaşama izin vermeyecek derecede düşüktür: Eksi 178 derece.

Güneş’e doğru biraz daha ilerlediğimizde Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olan Jüpiter’le karşılaşırız. Jüpiter, Dünya’nın çapının 11 katı büyüklükte (Bu büyüklüğü daha iyi anlamak için 11 tane Dünya büyüklüğünde gezegenin birleştiğini düşünün!) olan bir gezegendir. Bu gezegende de şartlar yaşamaya elverişli değilir. Çünkü Jüpiter’in, üzerinde hiç kara parçası bulunmaz ve çok soğuk bir gezegendir.

Jüpiter’den sonra Mars gelir. Mars, Dünya ile karşılaştırılamayacak kadar ölü bir gezegendir. Mars’ta herhangi bir canlının yaşaması mümkün değildir. Bunun çok önemli nedenleri vardır: Birincisi, Mars’ın atmosferi yoğun karbondioksit içeren zehirli bir karışımdır. İkincisi, gezegenin üzerinde hiç su yoktur. Üçüncüsü, Mars’ta sıcaklık yaklaşık eksi 53 derecedir. Ve dördüncüsü, Mars’ta çok kuvvetli rüzgarlar ve aylarca devam eden kum fırtınaları vardır.

Mars’tan sonra karşımıza çıkan mavi gezegen, Dünyamız’dır. Dünyamız’ın özelliklerini en son bölümde size detaylı bir şekilde anlatacağız. Ancak şimdiden şunu hatırlatalım: Dünyamız, üzerinde canlıların yaşamasına izin veren tek gezegendir.

Güneş’e doğru bir sonra karşılaşacağımız gezegen Venüs’tür. Venüs gökyüzünde Güneş ve Ay’dan sonraki en parlak cisimdir. Bu nedenle, en eski çağlardan bu yana insanlar tarafından bilinir. Venüs’te, dondurucu soğukların aksine, yakıcı bir sıcaklık hüküm sürer. Isı yüzeyde yaklaşık artı 450°C’ye kadar ulaşır. Bu, kurşunu bile eritmeye yetecek bir ısıdır. Venüs’ün bir diğer özelliği de, yoğun bir karbondioksit tabakasından oluşan ağır atmosferidir. Ayrıca, Venüs’ün atmosferinde kilometrelerce kalınlıkta asit katmanları bulunmaktadır. Bu yüzden gezegende sürekli öldürücü asit yağmurları yağar. Böyle bir ortamda, hiçbir canlı yaşayamaz.

Güneş’e doğru ilerlemeye devam edersek Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür’e ulaşırız. Merkür’ün en ilginç özelliği, kendi etrafında çok yavaş dönmesidir. Kendi etrafındaki dönüş hızı, neredeyse Güneş’in etrafında yaptığı dönüş kadar yavaştır. Öyle ki Merkür Güneş etrafında iki kez döndüğünde, kendi etrafında sadece üç kez dönmüş olur. Gece ile gündüzün bu kadar uzun sürmesi, gezegenin bir yüzünü kavururken, öteki yüzünü ise dondurur. Bu nedenle gece ile gündüz arasındaki ısı farkı yaklaşık 1000 derecedir. Elbette böyle bir ortam, hiçbir canlının yaşamasına imkan vermez.

Buraya kadar öğrendiklerimizin sonucunda ortaya çıkan gerçek, Dünya hariç Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin hiçbirinin yaşamaya uygun olmadığıdır. Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin her biri ölü ve sessiz dev cisimlerdir. Dünyamız ise yaşam için gerekli olan herşeyin var olduğu, yüzeyi rengarenk bir gezegendir. Yemyeşil ormanları ve masmavi denizleriyle uzaydan çok güzel görünmektedir. Ay’a ilk giden astronotlar, Dünya’nın renkli ve parlak görünümü karşısında hayrete düşmüşlerdir.


Kuyruklu yıldız

Diğer Gök Cisimleri

 

Güneş Sistemi’ndeki diğer bazı gök cisimleri de kuyruklu yıldızlar, göktaşları ve meteroitlerdir. Bunlar, bundan yaklaşık 4 ya da 6 milyar yıl önce içinde Güneş Sistemi’nin de oluştuğu bulutsudan geriye kalan gök cisimleridir.


Meteoritler kuyruklu yıldızlardan kopan parçacıklardır.

- Kuyruklu yıldızlar donmuş haldeki gazlardan ve tozlardan oluşmuştur. Bunlar bazen Güneş’in etrafında dolanmaya başlarlar. Kuyruklu yıldız Güneş’e yaklaştıkça ısının etkisiyle yüzeyi buharlaşmaya başlar. Buharlaşmanın sonucunda parlak ışık ortaya çıkar. Çekirdeğin üzerinde büyük bir gaz ve toz küresi oluşur. Bu gaz ve toz küresine “saç” ismi verilir. Ayrıca saça bağlı yine gaz ve tozdan bir kuyruk oluşur.

 

- Göktaşları uzaydaki kayalık cisimlerdir. Genelde Mars ve Jüpiter’in yörüngeleri arasında görülürler. Göktaşlarının çapları en fazla 1000 km’ye kadar çıkabilmektedir.

Gökcismi Çapı
(km)
Çapı
(mm)
Yörünge
(km)
Model
Yarıçapı
(metre)

Güneş 1391900

Merkür 4866

57950000

m
Venüs 12106

108110000

m
Dünya 12742

149570000

m
Mars 6760

227840000

m
Jüpiter 139516

778140000

m
Satürn 116438

1427000000

m
Uranüs 46940

2870300000

m
Neptün 45432

4499900000

m
Pluto 2274

5913000000

m
  • Yapacağınız modelde Güneş’in çapı ne kadar olsun? Örneğin 10 cm çaplı bir portakal büyüklüğünde olsun istiyorsanız kırmızı alana 100 girmeniz gerekiyor, çünkü milimetre cinsinden girmeniz gerekli. Bu girdiğiniz değer yardımı ile modelinizin eşelini saptamış oluyorsunuz. Önemli: Tüm formu » Devamın oku..

Doğada milyonlarca canlı türü vardır. Bu canlıların bir bölümü karada bir bölümü deniz ve tatlı sularda yaşar. Canlılar dünyası bitkiler ve hayvanlar olmak üzere iki büyük gruptan meydana gelmiştir. İnsanlar çevresindeki canlı varlıklardan yararlanabilmek için onları incelemek ve araştırmak gereği duymuştur. Bu nedenle hayvanlar ve bitkiler dünyası insanlar için bir araştırma konusu olmuştur. Televizyonlarda izlediğimiz bazı belgesel filmler ,  hayvanlar ve bitkiler dünyasıyla  ilgilidir. » Devamın oku..



  • Kategoriler

 

Web Stats
Ads Rüya Tabiri ödev ara
tulip soyle